11 Kasım 2017 Cumartesi

DİKKAT! BU YAZI FECİ SUBLİMİNAL MESAJLAR İÇERİR.

Hey, başlığı okuduktan sonra yazıyı okuyup okumamakta tereddüt ettiniz mi hiç? Eğer öyleyse, bu çok normal; çünkü bilincinizin üstünde de altında da günümüzün çeşitli dayatmaları sonucu subliminal mesajların felakete götürücü etkenler olduğu düşüncesi var.


Subliminal mesaj. Bir diğer adıyla bilinçaltı mesajı. Özellikle son zamanlarda çok duyduğumuz bir kavram, değil mi? 
Bla bla kurumunun filmlerini mi izliyorsun? Ah, hayır, o İlluminati'ye ait, hep subliminal mesajlar veriyor! Bla bla insanı mı seviyorsun? Bilmiyor musun, o İlluminati'ye üye! Bla bla videosunu izleme, hep bilinçaltı mesajları veriyor! Falan, filan, falan.

Ve bir sır duymak ister misiniz? Ben bu durumdan çok sıkıldım. 

Kötü içerikli subliminal mesajların, hayatımızın her yerinde olduğu düşüncesi o kadar çok dayatılmaya başlandı ki, izlenilen verilerde hep bu mesajlar aranmaya başlanır oldu.
En ufak bir resme, en ufak bir harekete, en ufak bir söze bile "Subliminal!" damgası vurulmaya başlandı.
İnsanlar o kadar çok paranoyaklaştı ki, izlediği içeriğin iyi yönlerini değil, kötü yönlerini zorla kendisine doğru çekmeye başladı. Ortada subliminal mesaj olmasa bile izleyici, kendi "bilinçaltında" kötü mesajları bulması gerektiği düşüncesini taşımaya başladı. O kadar çok takıntılı hale getirdi ki bu durumu, ana fikre odaklanmayı bırakıp yardımcı bile olmayan fikirler aramaya başladı.


 İşin komik kısmı ne, biliyor musunuz? İnsanların bu takıntısını fark eden bazı insanlar, öylesine tek göz, üçgen gibi sembolleri kullanmaya başladılar. Çünkü bunun, insanların dikkatini çekeceğini biliyorlar. İnsanların gizemli mesajlara olan meraklarından haberdarlar. 


Ve şunu belirtmek istiyorum ki... Detaylar tabii ki çok önemli. Ama ana fikirler kadar değil. İşte bu, atlatılmaması gereken bir detay.


Bu arada tek göz sembolünü bir ele alalım. Allah aşkına, tek göz bir çocuğun beyninde nasıl bir kötü mesaj oluşturabilir? Allah'ın yarattığı göz! Ancak, o çocuk çevrede dolanan İlluminati söylemlerinden haberdarsa, tek gözün aslında subliminal bir sembol olduğu düşüncesi içindeyse, işte ancak o zaman kötü mesajlar çocuğun beyninde volta atmaya başlar. 


Ve asıl çarpıcı olan bilinçaltı mesajları ne, biliyor musunuz? Bilinçaltı mesajlarının aranması gerektiği düşüncesi. İnsanlar, beyin sinyallerini o kadar çok, kötü verileri, subliminal mesajları aramak için kullanıyorlar ki, kendi kendilerine subliminal mesaj verdiklerini fark etmiyorlar bile.
 Ne derler bilirsiniz, ne ararsan onu bulursun.


Ben "subliminal mesaj uzmanı" damgası yemiş kurumların ürettiği içeriklerle büyüdüm resmen, desem yanlış olmaz. Ve düşünüyorum da, psikolojimde bir bozukluk olduğunu düşünmüyorum. Ya da izlediğim içeriklerin beynimi falan yıkadığını da düşünmüyorum. Zaten neyle yıkanacak, muslukla mı? Tamam, umarım bu espri bilinçaltınıza girmez. ;)


Etrafımızda ne kadar subliminal mesaj ya da adına ne diyorsanız, o veriler olursa olsun, ne kadar kötü niyetli düşünceler var olursa olsun; ben seçime inanıyorum. İradeye inanıyorum. 
Doğruyla yanlışı ayırt edebildiğimiz, kendi beynimizle düşünebildiğimiz, irademizi sağlam tuttuğumuz ve yere sağlam bastığımız sürece kim veya ne bizi yıkabilir ki?

Kötüye ne kadar odaklanırsak, iyiden o kadar uzaklaşırız. Ve yine kötüye ne kadar odaklanırsak, kötünün bizden istediği şeyi ona o kadar çok vermiş oluruz.
Bütün o negatif parçalara rağmen, biz yapbozdaki pozitif parçalara odaklanıp onları birleştirmeye çalışırsak, o negatifler sadece birer parça olmaktan öteye geçemez; bunu unutmayın.

Ve sevgisiz İlluminati, eğer gerçekten varsan sana sesleniyorum. Senden zerre korkmuyorum. Çünkü sen, bir varlık ne kadar acınası olabilecekse, o kadar acınasısın. Çünkü sen, kendi kusmuğunda boğulurken insanlara içindeki iyilikleri kusmalarını söyleyecek kadar aptalsın. Unuttun galiba, kusmuk ne kadar artarsa... 
O kadar çabuk boğulursun.


Sevgili okuyucularım, size bol bilinçli ve huzurlu günler diliyorum. Siz ve seçimleriniz, genel bir bilinçaltının bile hayal edemeyeceği kadar çok değerlisiniz. Bunu lütfen aklınızdan çıkarmayın, olur mu?

4 Kasım 2017 Cumartesi

FAVORİLER | EKİM 2017

Herkese merhaba! 
Ekim 2017 favorileriyle karşınızdayım! ^_^
Hemen başlayalım, öyleyse! :)



KİTAP
Gökkuşağını Yakalamak - Kathleen Long (8.4/10)
Ben Arkadya yayınlarını yıllar önce -birkaç yıl önce falan- bu kitabı görerek tanıdım ve o an bu yayın evinin fenotip olarak harika işler çıkardığını anlamış oldum. Ayrıca kitap da dikkatimi çok çekmişti ama okumak yıllar sonraya nasip oldu. ;)
  
"Havanın bir günü diğerini tutmuyordu. Tıpkı hayat gibi."
Kitapta, babasını ve kocasını kaybettikten sonra hayatı bir boşluğa doğru sürüklenmeye başlayan ve bu boşlukta bir şekilde mücadele etmeye çalışan bir kadının hikayesini okuyoruz.
Kitabın bazı kısımlarını absürt bulsam da genel olarak hoş vakit geçirdiğim bir kitap oldu. Kitabın en sevdiğim yanıysa hayatla ilgili bazı görüşleriydi. 

FİLM 
İşte karşınızda bu ay izlediğim 3 film! Ne yapabilirim, hepsini ayrı ayrı sevdim! ^_^


1-) Silenced (10/10)


Gerçek bir yaşam öyküsü olan bu filmi, lütfen izleyin. Çünkü size öfke, hüzün, buruk ve küçük sevinçler gibi çeşitli duyguları doruklarına kadar yaşatmasının yanı sıra farkındalık oluşturacak bir film.



Bu film beni mahvetti sevgili okuyucularım... Öyle bir öfke duydum ki, öyle bir üzüldüm ki... İşin daha da sinir bozucu kısmı, bu olayların gerçekten yaşanıyor olması! Peki, hangi olaylardan bahsediyorum? Öyleyse, filmin konusundan bahsetme vakti geldi. Sağır ve dilsizlerin eğitim gördüğü bir okulda öğretmenlik yapmaya başlayan bir öğretmenin o okulda baş gösteren çocuklara yönelik cinsel istismar olaylarıyla amansız mücadelesini izliyoruz.
Evet... Konuyu nasıl buldunuz?.. Mide bulandırıcı derecede muhteşem. Mide bulandırıcı, çünkü insan kılığındaki antibeyin ucubeleri izliyoruz. Muhteşem, çünkü bize bu denli önemli ve hatırlanması gereken olayları anlatıyor. 
Tüm kalbimle tavsiye ediyorum bu filmi.

2-) Kingsman: Altın Çember (9.9/10)


Bir grup ajanın, uluslararası bir uyuşturucu çetesiyle olan bol aksiyonlu maceralarını izliyoruz bu filmde.
Çok keyif alarak izlediğim bu film, daha önce hiç karşılaşmadığım sıra dışı, orijinal sahneleriyle beni çok şaşırttı.


Bu arada Altın Çember serinin ikinci filmi. Birinci filmini izlemememe rağmen hiçbir sorun yaşamadım. 
İlgilenenler için birinci filmin adı: Kingman: Gizli Servis

3-) Gifted (9.2/10)


Annesini kaybettikten sonra dayısının evinde yaşamaya başlayan IQ seviyesi çok yüksek olan bir kızın, sıradan bir okula gitmesiyle gelişen olayları anlatan bu film, harika! ^_^ 




Oyunculuklar da muhteşem. Özellikle küçük kız, işini müthiş yapmış! :) Kaptan Amerika da harikaydı. ^_^


DİZİ
SKAM (3 ve 4. sezonlar)
Not: Skam, Danca'da utanç demek.

Her bir sezon, bir karakteri esas alacak şekilde çekilen Skam, genel lise olaylarını içeren bir dizi. 




Konusu sıradan gibi gelebilir ama inanın bana, içeriği çok derin... 
İlk sezon, klasik ve sıradan bir dizi gibi gelse de bölüm ilerledikçe dizinin ne kadar olağanüstü olduğuna tanık oldum.




Bu dizi son derece gerçekçi ve yürek burkucu. Aynı zamanda da umut verici... 
Dizinin temasının ön yargının olması ve ön yargının ne kadar korkunç bir varlık olduğunu gözler önüne tüm gerçekliğiyle sermiş olması beni kendisine çok sıkı bir şekilde bağlamasına neden oldu. 




Ön yargı korkunç bir şey. Kor-kunç. Başka bir şey değil. 
Hiç kimseyi, istediği gibi bir yaşam sürdüğü için yargılama hakkımız YOK. Yok işte. Bunu anlamak bu kadar zor mu? 
Herkesin kendi hayatı ve kendi seçimleri var. Ve sen, bir insanı yargılayarak onun hayatını mahvetmeyi seçemezsin. Başka insanların seçim haklarını kısıtladığın sürece seçim yapmak, tam anlamıyla seçim değildir. Bu... Yıkmaktır. Bir insanın mutluluğunu, özgürlüğünü ve belki de hayatını yıkmak...




Skam, işte bu açıdan olağanüstü bir dizi. 
İslamofobiye, homofobiye ve bunun dışındaki ön yargılara da o kadar etkileyici bir şekilde değinmiş ki...



"Tanıştığın herkes, neyle savaştığı hakkında hiçbir fikrinin olmadığı bir savaş. Nazik ol. Her zaman."


Peki, ya karakterler? Unutulmazlar. Noora, Sana, Even, Isak, Chris, okulun doktoru... Kalbimdesiniz dostlarım!


Ah, Even...:)
Dizinin sevmediğim tek yanı, aşkı cinsellik üzerinden işlemeleri. İşte bundan hiç hoşlanmadım. 


 
İşin özü, diziye bayıldım ve kalbime kazındı. Tüm kalbimle tavsiye ederim! ^_^

MÜZİK
1-) Gorgeous - Taylor Swift
Ba-yıl-dım! Çok eğlenceli, tatlı bir şarkı! Sen gorgeous'sın Taylor! ;) ^_^
2-) Wolves - Selena Gomez, Marshmello
Selena Gomez ve düetleri... Neden bu kadar muhteşemler?
3-) Ugly - Jaira Burns
Çok farklı, hoş bir şarkı. Kesinlikle tavsiye ederim!
4-) Boomerang - JoJo Siwa
Eğlenceli! :)
5-) Concenrate - Demi Lovato
Bu şarkıya konsantre olmak harika. ;)
6-) 9. Senfoni - Beethoven
Ah, Beeethoven... Biliyorsunuz, o bir müzik dehası! ^_^
7-) Dünya Benim Olur - Barbie Prenses Okulu
Lütfen dinleyin! Benim için çok özel bir şarkı! Bu arada animasyonlara bayıldığım gibi genellikle şarkıları da benim için 1 numaradır! ^_^
8-) Lilypads - Droeloe
Rahatlatıcı bir müzik... Dinleyin derim. :)
9-) Shout Out to My Ex - Little Mix
Bu da çok eğlenceli bir şarkı! ^_^


MÜZİK VİDEOLARI
1-) Shout Out to My Ex - Little Mix


Klibin görselliğine bayıldım! ^_^

2-) ...Ready For It - Taylor Swift



Muhteşem ve zekice klipler mi? Kulağa Taylor Swift gibi geliyor!

YOUTUBER ŞARKISI
Kötü Yorumlarla Rap Şarkı Yapmak - Orkun Işıtmak



Beklemiyordunuz, değil mi? :) Doğrusu, ben şarkıya bayıldım!
Abimle arada bir bu şarkıyı "Orkun! Ne ağladın be, soygun!" diyerek birkaç defa birlikte bile söyledik. ^_^ (Eğer bunu okusaydı eminim bundan hoşlanmazdı:) Buradan abime sevgiler! 



YABANCI BİR ŞARKININ TÜRKÇELEŞTİRİLMİŞ COVER'I
Side to Side - Ariana Grande / Türkçe Versiyonu (Efe Burak)

 Not: Ne uzun başlıklar... :)

 Akılda kalıcı ve çok başarılı bir çalışma olmuş! ^_^

TOPLUMSAL BİR SORUNA İŞARET EDEN FARKINDALIK VİDEOSU
Türkiye Neden Kitap Okumuyor? - Sena Nur Işık


Özellikle, "Klasik okumayanlar kitap mı okumuş oluyor?" veya "Ne yani, bu kitabı mı okuyorsun?!" gibi düşünsel varlıklara cevaben çok güzel bir video olmuş. :)

SİHİRLİ VE İLHAM VERİCİ VİDEO
1-) Tek istediğim bunun gibi bir şey. Farklı bir motivasyon videosu. - Barış Özcan


Çok ilham verici, kişinin öz farkındalığını oldukça yükseltici etkiye sahip bir motivasyon videosu. İzlemenizi çok isterim. :)


2-) Taylor Swift 1989 Clean Konuşması



İşte Taylor Swift'i sevme nedenlerimden biri... Videoyu izlerseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum...



3-) Arkadaş Arıyorum! - Başak Kablan


Başak Kablan en sevdiğim Youtuber'lar arasında, çünkü onun konuşmalarını dinlediğimde gerçek samimiyet, sağlam düşünceler ve cesaret görüyorum. 
Bu ilham verici videoyu izlemenizi tavsiye ederim. 


Evet... Benden bu kadar sevgili okuyucularım.
Söylemeden geçemeyeceğim; siz efsanevi, devasa dinozorlarsınız! ;)
Öyleyse... Sizi yıkmaya çalışacak olan meteorlara, cesaretle karşı geleceğiniz bol mutlu günler diliyorum! ^_^

28 Ekim 2017 Cumartesi

Ya Yerin Çekimi Yoksa?

Herkese merhaba!


Son yıllarda yer çekiminin var olup olmadığı beni epey şüphelendiren bir durum. Evet, Dünya yuvarlak olabilir ama bizleri Dünya üzerinde tutan kuvvet gerçekten yer çekimi mi? Yerin içinde ne tür bir kuvvet olabilir de bizi kendisine çekebilir? Bir tür genel madde mıknatısı mı? Bu bana hiç de mantıklı gelmiyor. Ayrıca uçabilen varlıkları düşünürsek, onların uçabilmesini sağlayan aparatların, özel kanatlı yapılarının veya motor kuvvetlerinin olduğunu biliyoruz. Peki, Dünya'da bir kütle çekimi varsa neden onlar kalkışa geçmeden önce onları kendisine çekip işi bozmuyor?

Şimdi ise benim için çok çarpıcı olan, öğretmenim vesilesiyle izlediğim bir deney yıldızına iniş yapalım. Tabii yer, bizi kendisine çekemedikten hemen sonra. ;)



NASA'nın yaptığı bu deneyde, bir top ve kuş tüyleri serbest bırakılıyor ve topun tüylerden önce "sevgili yer çekimine" kavuştuğu gözleniyor. Aynı deney bu sefer havanın vakumlandığı odada tekrar gerçekleştiriliyor. Bu sefer ise tüyler de top da aynı anda iniş yapıyor. Bu deneyde rolü olan bilim insanı, bu olayı hemen hemen şöyle açıklıyor: 
Odada hava varken topun tüylerden önce düşmesinin nedeni hava sürtünmesi. Hava vakumlandıktan sonra ise aynı anda düşmelerinin nedeni aslında düşmüyor olmaları. Onlara etki eden hiçbir kuvvet yok.

İşte yıldızımıza hoş geldiniz!
Bu videoyu izledikten sonra yer çekimiyle ilgili olumsuz düşüncelerim beynimin etrafında tekrar Kutu Kutu Pense oynamaya başladılar. Neden hiç Kutu Kutu Çekiç oynamazlar, anlamıyorum. Tamam, bu espriyi görmezden gelin lütfen.


Eğer yerde gerçekten bir çekim kuvveti olsaydı havanın bu tür olaylarda sonuç değiştirecek kadar büyük bir etkisinin olmaması gerekirdi.


Ayrıca uzayın bir bölümünde hava yok. Bu sizin için ne ifade ediyor? İşte, bu yüzden astronotlar boşlukta süzülüyor!



İşte, tüm bu düşünceler beni daha fazla araştırmaya itti ve ulaştığım sonuçları sizinle paylaşmaktan memnuniyet duyarım. ^_^

Öncelikle, uzay bükülebilen bir varlıktır. Bunu ilk keşfeden kişi de Albert Einstein'dır. Peki, nasıl bir bükülmeden bahsediyoruz? 


Uzayı bir kumaş gibi düşünürsek kütleli bir cismi kumaşın üzerine bıraktığımızda orada oluşan çukurumsu bir çökelme görürüz. Bu yüzden başka cisimleri de o kumaşın üzerine bıraktığımızda o cisimler, o çöküntüye doğru dalgasal hareketlerle gitme eğilimini gösterecektir. Yukarıdaki fotoğraf, bunu göstermek amacıyla yapılan bir deneyden görüntü. Deneyin tamamı için tıklayın.




Uzay bu şekilde bükülebildiğinden Dünya ve diğer gök cisimleri, uzayın çukursal bir şekilde eğrilmesine neden olur ve sonuç olarak Dünya'nın yakınında bulunan cisimler Dünya'ya doğru gitme eğiliminde olur. Anlayacağınız, burada, yeryüzünün bizi kendisine çekme durumu söz konusu değil. Yerin bizi çektiği veya Dünya'da gizli bir genel madde mıknatısın varlığı falan yok. Anahtar, uzayın bükülmesinde ve bizi Dünya'ya doğru itmesinde saklı. 
Görüyorsunuz, Dünya sanıldığı gibi bizi kendisine çekmiyor, bize o kadar da meraklı değil. Zaten neden meraklı olsun ki? Ekolojik ve psijik olarak bu gezegeni ne hale getirdiğimize bir bakın! 

Sonuç olarak uzayın, ilgili bölgedeki bükülme sonucu Dünya'nın yakınındaki cisimleri Dünya'ya doğru itme ivmesini, yer çekimi ivmesine yansıtıyoruz sadece.
Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum ki; yer çekiminin İngilizcesi gravity'dir. Türkçeye "yer çekimi" olarak çevrilmesi de, haliyle bazı yanlış anlaşılmalara sebep olabiliyor.


Tabii, yer çekimini bükülme olayıyla tanımlarsak görünürde sorun olmaz ama uzayın gerçekleştirdiği kuvveti yer gerçekleştiriyormuş gibi göstermek sizce de uzayın potansiyeline haksızlık olmaz mı?


Evet, sevgili okuyucularım, yazımızın sonuna geldik. 
Evet, yerin kulağı olabilir ama inanın bana, çekimi yok. ;)
Öyleyse... İçinizdeki uzayda geçireceğiniz bol mutlu günler diliyorum! ^_^


21 Ekim 2017 Cumartesi

Çıkmasını Memnuniyetle Beklediğim 7 Film

Herkese merhaba!
Nasılsınız bakalım devasa, çok güçlü dinozorlar? Bunu kesinlikle, tamamen sevgi kelimeleri olarak algılayın, olur mu? ^_^


Evet... Muhtemelen birçoğumuzun, çıkmasını heyecanla beklediği filmler vardır, öyle değil mi? İşte ben de bugün çekirdeğinin beni merkez aldığı bu atomun, çevrede dolanan ve her birinin çıkmasını beklediğim filmleri temsil eden bazı elektronlarından bahsetmek istiyorum. Sizin de kendi film atomunuzdaki elektronlar hakkında düşüncelerinizi okumayı çok isterim! ^_^
Öyleyse... Başlayalım! :)

1-) Örümcek Adam Eve Dönüş Devam Filmi


Ben Örümcek Adam Eve Dönüş filmini çok severek izlemiştim ve devam filminde neler olacak merak ediyorum. :) Ayrıca Zendaya'yı çok seven biri olarak, 2. filmde ona çok daha fazla yer verilmesini umut ediyorum. Birinci filmde sönüktü biraz. -_-



Peki, ya Tom Holland? Favori Örümcek Adam'ım o, diyebilirim! ^_^ 
Öyleyse... Yuppiii!!! Örümcek Adam! ^_^

2-) Karlar Ülkesi 2


Not: Hey, Elsa! Resmen şu anda karın içindesin ve hala o havalı bakışından taviz vermemişsin! Dostum, seninle kardan adam yapmak çok havalı olurdu! ;)


Karlar Ülkesi'ni sinemada 2 kere izledim; biri 3 boyutlu, diğeri de 2 boyutluydu. ^_^ Ve her iki seferde de aynı duygularla izledim filmi. Mutluluk, hüzün, heyecan...
Bu filmi kaçırmamalısınız sevgili okuyucularım. Çok anlamlı ve sıcak bir animasyon. Evet, soğuk ama aynı zamanda sıcak. :)



Konusundan kısaca bahsetmek istiyorum. Küçükken çok yakın oldukları halde büyüdükçe birbirlerinden uzaklaşmaya başlayan iki kardeşin öyküsünü izliyoruz ve bu kardeşlerden birinin buzları kontrol edebilme gibi bir gücü var. :)



Bu arada favorim Olaf! ^_^ Ona bir bakın! İnanılır tatlı değil mi? Neden inanılmaz olsun ki? Bahse varım, birçok kişi buna inanırdı. ;)

3-) Otel Transilvanya 3


Bu animasyon serisine bayılıyorum! Canavarların yaşadığı bir otelin hikayesini anlatan bu animasyon serisini kalpten öneririm! 


Veee, Drac! *_*

4-) Yenilmezler Sonsuzluk Savaşı


İşte, karşınızda Yenilmezler! 
İlk filmi bayılarak izledim. İkinci filmi ise izlemedim. Neden bilmiyorum, hep erteliyorum ama bu, 3. filmi memnuniyetle beklememe engel değil. ^_^
Üstelik Doktor Strange de olacak bu filmde! :)

5-) Dumbo




Merak etmemin sebebi yönetmenin Tim Burton olması! ^_^ 
Ona güveniyorum! :)

6-) Pinokyo


Pinokyo'nun Disney tarafından gerçek oyuncularla çekilecek olan filmini gerçekten çok merak ediyorum. :)

7-) Tink



Pinokyo'da da olduğu gibi Disney tarafından gerçek oyuncularla çekilecek bir film.
TinkerBell benim için çok özel bir karakter ve umarım harika bir film olur. ^_^


Evet... İşte benim çıkmasını beklediğim, aklıma gelen filmler bunlar. :)
Çıktıkları an izlerim, gibi bir iddiam hiç yok. Ne zaman izlerim, hiç belli olmaz. Bu gibi konularda kesin konuşmaktan hoşlanmıyorum. Çünkü bilirsiniz, hayat belirsizliklerle dolu. Kim bilir, ölürüm belki izleyemeden. Hayırlısı neyse o olsun diyorum ve bol mutlu günler diliyorum! ^_^
Kendinize çok iyi bakın! ^_^

14 Ekim 2017 Cumartesi

DNA'nın Notaları

Herkese merhaba!
Bugün size, her birinin ismi DNA olan çok sevdiğim 3 şarkıdan bahsetmek istiyorum! ^_^ 
Her birini çok seviyorum ve dinlemenizi tavsiye ediyorum! ^_^
Bu DNA'lar, DNA'larınıza sahip olan anatominizin seveceği türden şarkılar! 


Hemen başlayalım öyleyse! :)

1-) DNA - Little Mix
 
 
Little Mix çok sevdiğim bir gruptur zaten ve bu şarkılarını da çok seviyorum. :) 

2-) DNA - Kendrick Lamar

Çok sert bir şarkı ve buna bayılıyorum! ^_^ (Küfürler hariç.) 


3-) DNA - BTS

Bu şarkıyı sevgili Blue Things sayesinde keşfettim. :) Gerçekten çok eğlenceli ve  hoş bir algoritmaya sahip. :)
 

Öyleyse, bol mutlu günler diliyorum sizlere. :)
Kendinize çok iyi bakın! ^_^

7 Ekim 2017 Cumartesi

EVREN

Herkese merhaba! 
Ne yazacağım biliyor musunuz? Harika, çünkü ben de bilmiyorum! ^_^ Evet, bir farklılık olsun istedim ve bu sefer tamamen spontane bir yazı yazmaya karar verdim. Bu yüzden biraz saçmalayabilirim ama bunda hiçbir sorun yok. Çünkü her insanın saçmaladığı anlar olur ve inanın bana, eğer bu evrende "saçmalık" diye bir kavram ve onun kapsadığı varlıklar olmasaydı "mantık" denen kavram da olmazdı. Bilirsiniz, olumlu varlıkları olumlu yapan olumsuz varlıklardır. Bu yüzden mutsuz olduğunuz zamanları fazla kafanıza takmayın; çünkü bu, "mutluluk" diye bir kavramın var olduğunun kanıtlayıcı bir göstergesidir.



Şu anda Joy Williams'dan Sunny Day şarkısını dinliyorum, çok hoş bir şarkı. Kesinlikle tavsiye ederim! ^_^ 
Şarkı bitti. Peki, hangi şarkıyı açsam acaba? Hemen Youtube'a gidip geliyorum! Bir yere ayrılmayın lütfen! ;)
Hemen geldim! Şükürler olsun ki, uçaklar iyi ki var, kastettiğim şey internet uçağı. Anlarsınız ya? ;)
Peki, bilin bakalım hangi şarkıyı açtım? Selena Gomez'den Same Old Love! Harika bir şarkıdır kendisi! ^_^
Selena Gomez'i çok sevdiğimi biliyor muydunuz?
Hey Gomez, kim benim en sevdiğim şarkıcılar arasında biliyor musun?




Evet, doğru cevap! ;)
Tamam... Konudan konuya atlamaya devam edelim!
Şimdi sevgili okuyucularım, rica etsem beş saniye gözlerinizi kapatır mısınız lütfen? Şimdi?
.
.
.
.
.
O yaklaşık beş saniyede ne düşündünüz? Gerçekten... Tam olarak ne düşündünüz? Belki de 5'i merkez alarak geri sayım ya da ileri sayım yaptınız? Kim bilir? İnsan düşünceleri fazla kapsayıcı ve fazla... Hızlı. Işık hızı? Saniyede 300.000 kilometre? Ah, hayır. Matematiğin yetişemediği bir şey varsa o da düşüncelerdir. Matematik yetişemez, evet, ama düşünceler ona yetişebilir. 

Peki, tam da şu an aklınıza gelen ilk kelime nedir? Tam da şu an? Düşünün lütfen. 
Olasılıkları düşünüyorum da... Üslü sayıların bile üstesinden gelemeyeceği kadar çok olasılık var. Üzgünüm matematik, yine yetişemedin. 

Düşünceler... Asla sınırlı bir ağa takılamayacakları gibi evreni de kuşatırlar. O kadar geniş açılı ve kapsamlılar ki, zihinlerimizin içinde birer evren var. Ve yaşadığımız evren hakkında bile çok az bir bilgiye sahipken bir başkasının zihninin içindeki evren hakkında oldukça sınırlı bir bilgiye sahip olmamız kaçınılmazdır. Peki ya kendi evrenlerimiz? Onlar hakkında ne kadar bilgiye sahibiz? Onları ne kadar tanıyoruz? Yıldızları düşüncelerimiz olarak nitelendirirsek onlar ne tür psiko-kozmik tozlardan oluşmuştur? Kara deliklerimiz? Hangi ölü düşünce yıldızlarının kalıntıları onlar? Zihnimizi aydınlatan "Güneş" olarak tanımlayabileceğimiz düşünceler neler? Peki ya acı çekip, zihnimize gece çöktüğünde Ay görünecek mi?
Pozitif motive edici yıldızlarımız mı devreye girecek, yoksa bize hayatın ne kadar da berbat olduğunu hatırlatmak için görevlendirilmiş yıldızlarla mı başa çıkmak zorunda kalacağız? 
Evet, yaşadığımız evrenle ilgili yapabileceğimiz pek bir şey yok ama kendi evrenimizi kendimiz belirleriz. Onları biz dizayn ederiz. Ne tür gök cisimleriyle dolu olacağını biz seçeriz. Ve işte bu, kelimenin tam anlamıyla olağanüstü. Neden bunun ne kadar mutluluk verici bir olay olduğunu fark edemiyoruz? Neden? Düşünsenize, düşünebiliyoruz! Olmak istediğimiz kişi olma seçeneğimiz var! Her birimizin eşsiz bir evreni var. Bu gerçekten... Mutlu olmamızı gerektirecek bir durum. Gerçekten. Şükretmemizi gerektirecek bir durum. Bu olabilecek en şiddetli bir depremden bile daha sarsıcı bir durum.
Bunun yanı sıra düşüncelerimizi somutlaştırıp eylemlere yansıtabiliyoruz. Bu bir yıldızın süpernova olayıyla patlayıp hayal bile edemeyeceğiniz potansiyelde olan nötron yıldızlarına dönüşmesi gibi bir şey.
Peki, bizim uzayımıza çıkarak bizi tanımak isteyen astronotlar? Onlara uzay mekiği bileti verip vermemek yine bizim elimizde olacak. Bir başkasının değil. 
Her şey seçimle ilgili. Her şey seçimlerimizle ilgili. Evrenimizi oluşturan temel partiküller seçim atomlarından oluşuyor.  

Lütfen yaptığınız her bir seçimin ne kadar önemli olduğunu unutmayın. Olmak istediğiniz kişinin kim olduğunun ne kadar önemli olduğunu unutmayın. Lütfen, evreninizin ne kadar eşsiz ve olağanüstü olduğunu unutmayın. 
Seçim tamamen size ait. 
 Kim ne derse desin, biz birer astronotuz. İçimizdeki uzaylara çıkan birer astronot. Ama koruyucu elbiselere ihtiyacımız yok. Çünkü nefes alabileceğimiz en rahat ve özgür yer, şüphesiz yine bizim evrenimiz.
Öyleyse, sevgili astronotlar, size olağanüstü ve sizin için özel olacak olan yolculuklar diliyorum. Yapmaktan gurur duyacağınız, hayallerinizin peşinden koşarak evreninize güçlü potansiyelleri olan yıldızlar kazandıracağınız yolculuklar diliyorum. 
Unutmayın, bu evrenin sizin evreninize ihtiyacı var.

30 Eylül 2017 Cumartesi

FAVORİLER | EYLÜL 2017


Herkese merhaba! 
Eylül 2017 favorileriyle karşınızdayım! ^_^ Eğitim sezonunun başladığı bu ay güzel geçti diyebilirim. Eğitim sezonunun başlaması dışında tabii. -_-
Bu ayın en güzel yanı ise şuydu: Hayatımın şarkıcısını keşfettim. Gerçekten. Kelimelerin tam anlamıyla hayatımın şarkıcısı. Kim mi? Tek kelime. Skott. Resmen aşık oldum. Tamam, fazla bahsetmek istemiyorum, çünkü Skott ile ilgili ayrı bir yazı paylaşmayı düşünüyorum. Özel ve uygun bulduğum bir zamanda. :)
Öyleyse, favorilere geçelim artık! ^_^




KİTAP
Kendime Ait Görünmez Bir İşaret - Aimee Bender (10/10)
(Kitap yorumu için tıktık:)


Sayılara büyük bir tutkusu olan Mona'nın matematik öğretmenliği yapmasıyla hayatının nasıl değiştiğini okuyoruz bu kitapta. :)

FİLM
3 film favorilerim arasına girdi. :)

1-) Sihirli Oyuncakçı (9.9/10)

Sihirli bir oyuncak dükkanını işleten Bay Emporium ile yardımcısı Molly'nin masalsı maceralarını okuyoruz. 
Ben filme ba-yıl-dım. Çünkü "sihirli" olduğuna inandığım varlıkları çok seviyorum. Sihirli ve beyin kamaştırıcı. İşte bu çok etkileyici.
Ayrıca filmde hayat ve ölümle ilgili çok güzel mesajlar da yer alıyor. :)

2-) Otel Transilvanya 2 (9.9/10)


Eğer komik ve farklı bir bakış açısı olan animasyonları seviyorsanız Otel Transilvanya'ya hoş geldiniz!
Canavarlarla insanların ilişkisini anlatan bu animasyonu ben çok sevdim! Haliyle tavsiye edilir. ^_^
Bu arada favori karakterim Drac! *_*

3-) Doktor Strange (9.8/10)

Bir kazadan sonra ellerinin hakimiyetini büyük bir oranda kaybeden bir beyin cerrahının iyileşmek için gittiği Kamar Taj'da kendisini bulma öyküsünü izliyoruz bu filmde. 
Görsel efektler olsun, kurgu olsun, oyuncular olsun, psijik mesajları olsun çok orijinal ve otantik bir film. Kaçırmayın derim! ^_^


DİZİ
Kill Me Heal Me (11-20. bölümler)

Evet, Kill Me Heal Me'yi, ilk Kore dizimi bitirdim ve içim biraz buruk. Çok sevdiğiniz kitap, film veya dizi bittikten sonra yaşadığınız o buruk duyguyu bilirsiniz. Eğer işin içinde o duygu varsa aynı zamanda etkilenme ve bağlanma duygusunun varlığı da kaçınılmazdır. 
Dizi beni o kadar çok etkiledi ve ağlattı ki... Daha önce hiçbir dizide böyle ağlamamıştım. Özellikle son 7-8 bölüme geldiğimde, resmen her bölümde ağlamam bir ritüel formatına dönüştü.
Ve Shin Se Gi... Beni yıkan, kalbime kazınan o karakter. 



Sevgili Shin Se Gi, benim için her zaman özel olacaksın. Bir dizi karakteri olabilirsin ama silik bir karakter olmadığın kesin.


MÜZİK
1-) Mermaid - Skott
Skott'u bu şarkısıyla keşfettim. Bu yüzden yeri bende çok ayrı. ^_^ Ve hey, o nasıl sestir öyle, söylesene Skott! Sen sadece... Fazla çarpıcısın. *_*
2-) Porcelain - Skott
Olağanüstü bir şarkı, olağanüstü bir ses. Başka kelime yok.
3-) Remain - Skott
Bu kadın gerçek bir sanatçı sevgili okuyucularım. Şarkıları adeta sanat ve büyüleyicilik kokuyor...
4-) Lack of Emotion - Skott
Şarkının adı "duygusuzluk". Şarkının kendisi ise "duygu kümesi". İşte bu en güzel çelişki olmalı! ^_^
5-) Stay - Blackpink
Blackpink'in şarkılarını gerçekten çok seviyorum. :) Bu şarkıları da gerçekten dokunaklı ve harika. :)
6-) Younger Now - Miley Cyrus
Şarkının sözleri çok anlamlı, bir göz atmanızı tavsiye ederim. :)
7-) What About Us - Pink
Pink yine harika bir iş çıkarmış! ^_^
8-) Tell Me You Love Me - Demi Lovato
"Bana beni sevdiğini söyle." Tamam Demi, seni de şarkılarını da seviyorum dostum; peşimi bırakmalısın artık. ;) Eğer Demi "Please Hate Me" adında bir şarkı çıkarırsa şaşırmayın lütfen! :)
9-) Library - Bridgit Mendler
Harika bir şarkı! Sözleri de çok hoş. ^_^ Ayrıca şarkının "Okey? Okey." kısmını gerçekten çok seviyorum. :) (Size de Aynı Yıldızın Altında'yı hatırlattı mı?) :)
10-) Sick of Being Told - Grace VanderWaal
Bu küçük kız bir yetenek! Sadece 13 yaşında ama bu işlerin yaşla bir ilgisi olmadığını çok iyi bildiği belli. :)
 11-) DNA - BTS
Sevgili Blue Things sayesinde keşfettiğim bir şarkı oldu ve çok sevdim gerçekten. :)
12-) ...Ready For It - Taylor Swift
Look What You Made Me Do'dan sonra Taylor yine hayal kırıklığına uğratmadı. ^_^

ALBÜM
Nemesis - Bridgit Mendler

Bridgit Mendler dinlemeyi küçüklüğümden beri çok seviyorum. Bundan önceki Hello My Name Is... adlı albümü de çok hoşuma gitmişti, bu albümü ise beni kendisine hayran bıraktı. Yeni müzik tarzını ortaya çıkarttığı bu albüm fazlasıyla hoşuma gitti. Yalnız, sadece 4 şarkı yer alıyor. Olsun, her biri başyapıt değerinde olduğundan sorun yok. :) Favorim Library bu arada! ^_^


COVER
Look What You Made Me Do - Juliet Weybret (Taylor Swift)


Juliet Weybret şarkıyı çok güzel bir şekilde yorumlamış. Özellikle ritim kısmı çok hoşuma gitti! ^_^


REMIX
İt Ain't Me - Something Just Like This

Bu 2 harika şarkının bir araya gelmesi müthiş bir kombinasyon oluşturmuş! 

PARODİ
Look What You Made Me Do - Taylor Swift (Ellen)

Ellen, neden bu kadar komik ve sempatik olmak zorundasın? ^_^ İzlemelisiniz, çok komik olmuş! ^_^ 
Türkçe altyazılısı için tıktık.


Evet, benden bu kadar! Bol mutlu günler dilerim! ^_^