Hey, başlığı okuduktan sonra yazıyı okuyup okumamakta tereddüt ettiniz mi hiç? Eğer öyleyse, bu çok normal; çünkü bilincinizin üstünde de altında da günümüzün çeşitli dayatmaları sonucu subliminal mesajların felakete götürücü etkenler olduğu düşüncesi var.
Subliminal mesaj. Bir diğer adıyla bilinçaltı mesajı. Özellikle son zamanlarda çok duyduğumuz bir kavram, değil mi?
Bla bla kurumunun filmlerini mi izliyorsun? Ah, hayır, o İlluminati'ye ait, hep subliminal mesajlar veriyor! Bla bla insanı mı seviyorsun? Bilmiyor musun, o İlluminati'ye üye! Bla bla videosunu izleme, hep bilinçaltı mesajları veriyor! Falan, filan, falan.
Ve bir sır duymak ister misiniz? Ben bu durumdan çok sıkıldım.
Kötü içerikli subliminal mesajların, hayatımızın her yerinde olduğu düşüncesi o kadar çok dayatılmaya başlandı ki, izlenilen verilerde hep bu mesajlar aranmaya başlanır oldu.
En ufak bir resme, en ufak bir harekete, en ufak bir söze bile "Subliminal!" damgası vurulmaya başlandı.
İnsanlar o kadar çok paranoyaklaştı ki, izlediği içeriğin iyi yönlerini değil, kötü yönlerini zorla kendisine doğru çekmeye başladı. Ortada subliminal mesaj olmasa bile izleyici, kendi "bilinçaltında" kötü mesajları bulması gerektiği düşüncesini taşımaya başladı. O kadar çok takıntılı hale getirdi ki bu durumu, ana fikre odaklanmayı bırakıp yardımcı bile olmayan fikirler aramaya başladı.
İşin komik kısmı ne, biliyor musunuz? İnsanların bu takıntısını fark eden bazı insanlar, öylesine tek göz, üçgen gibi sembolleri kullanmaya başladılar. Çünkü bunun, insanların dikkatini çekeceğini biliyorlar. İnsanların gizemli mesajlara olan meraklarından haberdarlar.
Ve şunu belirtmek istiyorum ki... Detaylar tabii ki çok önemli. Ama ana fikirler kadar değil. İşte bu, atlatılmaması gereken bir detay.
Bu arada tek göz sembolünü bir ele alalım. Allah aşkına, tek göz bir çocuğun beyninde nasıl bir kötü mesaj oluşturabilir? Allah'ın yarattığı göz! Ancak, o çocuk çevrede dolanan İlluminati söylemlerinden haberdarsa, tek gözün aslında subliminal bir sembol olduğu düşüncesi içindeyse, işte ancak o zaman kötü mesajlar çocuğun beyninde volta atmaya başlar.
Ve asıl çarpıcı olan bilinçaltı mesajları ne, biliyor musunuz? Bilinçaltı mesajlarının aranması gerektiği düşüncesi. İnsanlar, beyin sinyallerini o kadar çok, kötü verileri, subliminal mesajları aramak için kullanıyorlar ki, kendi kendilerine subliminal mesaj verdiklerini fark etmiyorlar bile.
Ne derler bilirsiniz, ne ararsan onu bulursun.
Ben "subliminal mesaj uzmanı" damgası yemiş kurumların ürettiği içeriklerle büyüdüm resmen, desem yanlış olmaz. Ve düşünüyorum da, psikolojimde bir bozukluk olduğunu düşünmüyorum. Ya da izlediğim içeriklerin beynimi falan yıkadığını da düşünmüyorum. Zaten neyle yıkanacak, muslukla mı? Tamam, umarım bu espri bilinçaltınıza girmez. ;)
Etrafımızda ne kadar subliminal mesaj ya da adına ne diyorsanız, o veriler olursa olsun, ne kadar kötü niyetli düşünceler var olursa olsun; ben seçime inanıyorum. İradeye inanıyorum.
Doğruyla yanlışı ayırt edebildiğimiz, kendi beynimizle düşünebildiğimiz, irademizi sağlam tuttuğumuz ve yere sağlam bastığımız sürece kim veya ne bizi yıkabilir ki?
Kötüye ne kadar odaklanırsak, iyiden o kadar uzaklaşırız. Ve yine kötüye ne kadar odaklanırsak, kötünün bizden istediği şeyi ona o kadar çok vermiş oluruz.
Bütün o negatif parçalara rağmen, biz yapbozdaki pozitif parçalara odaklanıp onları birleştirmeye çalışırsak, o negatifler sadece birer parça olmaktan öteye geçemez; bunu unutmayın.
Ve sevgisiz İlluminati, eğer gerçekten varsan sana sesleniyorum. Senden zerre korkmuyorum. Çünkü sen, bir varlık ne kadar acınası olabilecekse, o kadar acınasısın. Çünkü sen, kendi kusmuğunda boğulurken insanlara içindeki iyilikleri kusmalarını söyleyecek kadar aptalsın. Unuttun galiba, kusmuk ne kadar artarsa...
O kadar çabuk boğulursun.
Sevgili okuyucularım, size bol bilinçli ve huzurlu günler diliyorum. Siz ve seçimleriniz, genel bir bilinçaltının bile hayal edemeyeceği kadar çok değerlisiniz. Bunu lütfen aklınızdan çıkarmayın, olur mu?






















































